Kürtlerle normalleşme süreci çözüm sürecine dönüşebilir

Cumartesi anneleri öneri ve taleplerini komisyona iletirken – Kaynak Cumartesi Anneleri X Hesabı

Bahçeli eliyle başlayan süreci başından beri küresel ,bölgesel ve mülki boyutları olan Kürtlerle normalleşme süreci olarak değerlendirdik. 2024 Ekim ayında bir anda gün yüzüne çıkan sürecin esasen evveliyatı da uzundu. Bahçeli ile Dem Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve vekiller arasında başlayan tokalaşmalardan bugüne süreci değerlendirdiğimizde sürecin çözüm sürecine dönüşebileceğine dair işaretlerin arttığını söylemek mümkün.

Sürecin hangi aşamalardan geçtiği ve bu arada neler olup bittiği bilinmektedir. Ancak bugün bulunduğumuz noktayı anlayabilmek için süreci türbülansa sokan gelişmelere bakmakta yarar var. İsrail ile İran arasındaki on iki gün savaşı , sürecin türbülansa girdiği dönem demek hatalı değil. İran ‘da meydana gelebilecek iktidar boşluğu Türkiye bakımından tedirginlik yaratması kaçınılmazdı. Bu durumun süreci de etkileme potansiyeli ortada.

İsrail ile İran arasındaki hava savaşında ateşkese varılması Irak ve Suriye ‘de askeri politik hareketliliğe neden oldu. Sürecin türbülansa girdiği bu gelişmelerle somut hale geldi. Suriye’deki gelişmelerin sürecin bütün tarafları bakımından hayati öneme haiz olduğunu söylemeye gerek yok. Suriye’ de ABD ve Fransa’nın başını çektiği batı bloku ve Arap Ligi politikalarıyla İsrail politikalarında uyuşmazlıklar olduğu gibi Türkiye İsrail arasında da uyuşmazlıklar ortaya çıktı.

ABD nin başını çektiği batı bloku Arap ligi hatta Türkiye’nin de dahil olduğu ülkeler HTŞ iktidarını Lübnan’a da teşmil etmek isterken İsrail bu politikalara itiraz etti. . İsrail itiraz etmekle kalmadı askeri kapasitesiyle keskin sınırlar çizdi. İsrail’in bu politikasından en fazla rahatsız olan ülke Türkiye. Türkiye HTŞ nin sınırlandırıldığı bir durumu kendi politik hedefleriyle çelişkili görmektedir. Türkiye’nin bu bağlamda yürüttüğü politikalar süreci türbülansa soktu.

ABD uzun süre bu uyuşmazlıklar arasında bir denge kurmaya çalışsa da uyuşmazlıklar henüz giderilebilmiş denge sağlanabilmiş değil. ABD Suriye Temsilcisi Tom Barrack ‘ın yürüttüğü diplomasi ve bu parantezde yaşanan tartışmalar bu dengeyi sağlamaya yönelikti. ABD ile Rusya arasında Alaska ‘da başlayan görüşmeler bu çözüm ve denge arayışlarına ivme kazandırabilir. Görüşmenin arefesinde Rusya’nın da Suriye denklemine dahil olması bu arayışın ürünü olabilir.

TBMM bünyesinde kurulan ”Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ” faaliyetlerine bu türbülans ortamında başladı. Komisyon çalışma usul ve esaslarını belirledikten sonra sivil toplum , sürecin taraflarıyla ve mağdurlarıyla da görüşerek çalışmalarını sürdürmektedir. Komisyonun kurulması ve faaliyete başlaması TBMM Başkanı Numan Kurtuluş’un da açılış konuşmasında ifade ettiği gibi tarihi önemi bulunmaktadır.

Bütün sorunlarda olduğu gibi TBMM Kürt sorununun da yegane çözüm adresi olmak zorundadır. Bu durum başlı başına önemli bir adımdır. Süreci dışardan ve içerden etkileyen faktörler her zaman olacaktır. Bütün parametreler – komisyonun kurulması tek başına değil- bir arada değerlendirildiğinde Bahçeli eliyle başlayan Kürtlerle normalleşme sürecinin çözüm sürecine doğru yol aldığı rahatlıkla söylenebilir.

Yorumlar kapatıldı.