Kargalar zeki mi yoksa kurnaz mı ?

Albert Camus Portresi- Görsel Kaynağı Natural Phisophy

Tarihi salt yazılı belgelerden okumak karga zekası. Kargalar zekimidir ? Sosyal medyadaki bazı davranışlarına bakılırsa öyle denilebilir. Ne ki sabah beş içtiması her şeyi bozuyor. Zeka ;saftır, dürüsttür özgür ve uzun vadelidir. Buna mukabil kurnazlık anlık, bencil ve hilelerle manipülasyonlarla yol alır. Kargalar tilkinin gölgesinde belki dünyayı değil ama kendi dünyalarını batırıyorlar gibi.

Sartre ; Düşüş romanı için Alber Camus’un en az bilinen ama en güzel eseri olduğunu belirtir. Camus Sein Nehri üzerinde bulunan köprüden nehre düşen bir kızı kurtaramamanın acısıyla olayı kendi ve toplum hakkında yüzleşmeye çevirir. Camus kötülüklerin birey ve toplumun kayıtsızlığından , sorumsuzluğundan sadır olduğunu hepimizin her şeyden eşit derecede sorumlu olduğunun altını çizer.

Sartre ile Camus sorumluluk noktasında ayrışır. Sartre sorumluluğu suçluluk derecesinde ele alırken Camus bunu kabul etmez. Sartre Cezayir Savaşı için ” Hepimiz Katiliz ” nidası sorumluluğu nasıl ele aldığının göstergesi. Camus ise Fransa ve Cezayir konusunda savaşmak isteyen tarafları ikna edemeyiz ama sorumluluk duyabiliriz der.

Uygarlık tarihinde düşüler de yükselişler de Maya Perest sürgünü (1) gibi daimidir. Camus ‘un ölüme dair tespiti şu anda nasıl bir vaziyette olduğumuzu ele verebilir. Camus ” ölüm sadace ölüm duygularımızı uyandırabilir ” der . Zweig mesela Avrupa’daki ölümlere dayanamayarak Arjantin’de eşiyle birlikte bir şafak vakti hayatına son verdi.

Uygarlık hümanizmayı kilise taassubuna karşı dokudu. Hümanizmadan sonra en geniş kapsamlı itirazlar 1968 gençlik hareketleri. Her iki yükseliş zeka ürünüydü ancak kurnazlık tarafından manipüle edilerek bambaşka noktalara savruldu. Bugün artık ölüm duyguları uyandırmıyor. Bu aslında içinde bulunduğumuz düşüşün daha kapsamlı ve derin olduğunun işareti.

İran savaşı ve yaşadığımız diğer sosyal olaylara Camus’un aynasından bakmak ilginç sonuçlara götürebilir. . Arap uygarlığı İran ‘ı ele geçirdiğinde icraatının sembolu Hallacı Mansur’un derisini yüzmek oldu. Selçuklu imparatorluğu ise Ömer Hayyam’a hoşgörü göstermeyi tercih etti. İran bir uygarlık birikimi ve senteziydi. Mollar soğuk savaş yıllarında ortaya çıkan vakumda bu birikimin üzerine kargalar gibi üşüştü.

ABD ve İsrail’e gelince. Max Weber yaşasaydı kuvvetle muhtemel Protestan Ahlak ve Kapitalizmin ruhunu sil baştan yazardı. Kitabın adını da ahlaksızlık olarak değiştirirdi. Uygarlık kurnazlıkla değil zekayla yükselebilir. Barış düzen kurnazlıkla değil zekayla inşa edilebilir. Camus ”Bazı durumlarda devam etmek sadece devam etmek insan üstü bir şey ” diyerek umuda işaret ediyordu.

Kurnazlık yükselişin önünde önemli bir engel gibi dursa da zeka yanında pek şansı görünmüyor. İnsan zekası her türlü zorluğu alt ederek devam edebilir. İnsan haklarına dayalı demokratik toplum düzeni insan zekasının görkemli ürünü. Erdemin ve barışın yolu buradadır. İnsan zekası bu yolda devam edecektir.

DİPNOTLAR

1- Maya Perest Yok Bana Bu Cihanda Bir Yer ”daimidir sürgünüm ” diye başlar devam eder.

Yorumlar kapatıldı.