
Bahçeli eliyle başlayan süreç gerilim efektleriyle devam ediyor. Sürecin başında sözlü olarak yer alan gerilim efekti sürecin gidişatı ve olayların gelişimine uyarlı devam etmektedir. Sürece dair kuşkuya neden olan gerilim politikası gelinen aşamada iki farklı yoruma daha neden olmaktadır. Sürece dair iktidar içinde görüş ayrılıkları mı var ? Cumhurbaşkanı süreçten vaz mı geçiyor ?
Gerilimin bir boyutu Rojava ve Başur’e bölgelerinde devam eden askeri operasyonlar. Esad’ın düşüşünden beri Türkiye destekli SMO ile SDG arasında devam eden şiddetli çatışmalar halen durulmuş değil. Türkiye’nin hava saldırılarıyla katıldığı çatışmalar Tişrin Baraj bölgesinde kilitlenmiş durumda. Çatışmalarda ciddi oranda sivil can kayıpları da meydana gelmektedir.
Rojava bölgesindeki çatışmalar nedeniyle Başur’e bölgesinde bir süre sessizlik meydana gelmişti. Kürtler arasında Suriye politikasında birlik oluşturma amacına matuf girişimler Barzani – Abdi görüşmesiyle başka bir evreye geçti. Bu görüşme ve temaslardan sonra bu bölgede de askeri hareketlilik yaşanıyor basına sivil can kayıpları da yansıyor.
Hukuki operasyonların odağında belediyeler , politikacılar ve medya var. Belirli aralıklarla yapılan kayyım atamaları gözaltı ve tutuklamalarla devam etmektedir. En son Dem Parti Van Belediye Eşbaşkanı Abdullah Zeydan’ nın yargılandığı dosyada ceza alması kentte kayyım endişesine dolayısıyla sürecin tekrar sorgulanmasına neden oldu. Kayyım endilesi yaşayan halk sokaklara dökülmüş ve belediye önlerinde nöbet tutmaktadır.
İstanbul’da ise Dem Parti ile CHP arasında yerel seçimlerde ortaya çıkan ”kent uzlaşısı ” kapsamında kazanılan belediyelere yönelik bir dizi operasyon devam etmektedir. Dem Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları ‘nın 11.02.2025 tarihli TBMM konuşmasında yaptığı aşağıdaki değerlendirme aynı zamanda mezkur olaylar bağlamında süreç değerlendirmesi mahiyetinde.
“Bu karar Van halkının iradesini tanımamaktır. Belediye eş başkanlarımıza keyfi cezalar vermeler ‘Barışı istemiyoruz’ demenin adıdır, İktidar açıkça nifak tohumları ekmektedir. Ey iktidar; bu uygulamalarınla, Van belediyesine yönelik cezalandırma sisteminle diyalogdan dönmek için bahane mi arıyorsun? Bizler bu sahte bahaneleri çok iyi biliyoruz. Ne irademizi teslim ederiz, ne de barış mücadelemizden bir milim dahi geri adım atarız. Size rağmen barışı inşa etmek için mücadelemiz devam edecek.”
Mevzu Kürt sorunu olduğunda iktidar klikleri içinde birbirinden farklı görüşler ortaya çıkması hatta kliklerin sorunu birbirine karşı kullanması her zaman mümkün olsa da mevcut gerilim politikasının en azından tamamen bu durumlardan sadır olduğu söylenemez. Gerilim başından beri sürecin bir efekti olarak yer almaktadır. Sürece hakim olan politikanın diyalogdan ziyade gerilim olduğu başından beri açık olarak görülmektedir.
İktidar bilinçli bir tercih olan bu yönteme neden başvurmaktadır? Bu sorunun kesin yanıtı iktidarın hatta taraflarında da denilebilir sahaya göre değişkenlik arz eden süreçten beklentilerinde saklı. Buna rağmen temel bir çerçeve çizilebilir. İktidarın henüz süreçten beklentilerinin uzağında olması gerilimin temel nedeni. Sürece karşı ortaya çıkan muhalefeti dengeleme çabası gerilimin bir başka nedeni.
İktidarın uzun süreden beri devam eden , toplumun da katıldığı ve iktidarı tahkim olanağı sunan gerilim politikasından bir anda çark etmesindeki güçlükler de tali neden olarak sayılabilir. Bahçeli eliyle başlayan süreçte gerilim efekti başından beri sürecin bir parçası. İktidar bu bilinçli tercihle manevra kabiliyetini canlı tutmak istemektedir. Süreci dilediği zaman sonlandırmamım da bu manevralardan biri olabileceğini belirtmeye gerek var mı ?
