Kürt problemi ve demokrasi paradoksu

İmralı heyeti Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde- Kaynak Dem Parti

Modern düşünce tarihi Descartes’in ”düşünüyorum o halde varım ” sözüyle özdeşleşti. Bu ilk bakışta Descartes’in evreni düşünceden ibaret gördüğü yanılsamasına yada eleştirisine yol açtı. Descartes’in burada sadece bir metodoloji oluşturduğu savıyla eleştirileri hafifletenler yada yanıtlayanlar oldu. Felsefenin temel ilkesi ”kuşkuculutan ” bahsediyoruz.

Nereden bakılırsa bakılsın bir milat. Descartes felsefesinin çıkış noktası yada temel ilkesi kuşkuculuk olduğuna göre şöyle bir sonuç çıkarmak hatalı değil. Descrates’e göre evrendeki varlıklara ve olaylara kuşkuyla bakmakla başlayacağımıza göre evren düşüncemizin kavradığı şeyden başkası değildir. Rumi’nin ”anlattığın şey karşıdakinin anladığı kadardır ” sözü de aynı manaya gelmektedir.

Buraya kadar bir sorun yada hata görülmemektedir.. Sorun halefi Spnoza’da kendini gösterecekti. Baruch Spinoza selefi Descartes’ten aldığı ilhamla -cesaret te olabilir- modern düşünceyi geliştirerek daha sistematik hale getirdi. Bununla yetinmeyerek düşünceyle maddi gerçekliği değiştirmeye kalkıştı. Sorunun burada ortaya çıkacağı belliydi çünkü düşünce sistematiği ile maddi gerçeklik arasında önemli çelişkiler bulunmaktaydı. Bu çabanın sonucu bilinmektedir. Aforoz edildi.

Maddi şeylerle düşünce arasında bağlar ve etkileşimler izahtan bağışıktır. Ancak bu etkileşimin sınırları olmalı. Maddi şeyler düşünceyi düşünce maddi şeyleri etkiler değiştirir ancak birbiri üzerinde sınırsız bir tasarruf kabiliyetleri bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle birbirinin özünü değiştiremezler.

Galiba öze dokunamama özü değiştirememe ilkesi burada da cari. Düşünce maddi gerçekliğin özünü maddi gerçeklik düşüncenin özünü değiştiremez. Paradoks bu bağlamda her ikisi arasında ortaya çıkan çelişkilerden başkası değil.

Kürt problemi bağlamında ortaya çıkan demokrasi paradoksuna uygarlık ve düşünce tarihi perpektifini göz ardı etmeksizin güncel olaylardan bakmak ilginç sonuçlara götürebilir. Böyle bir paradoks var mıdır ? Bu soruya başlangıçta evet yanıtı verilebilir. Bu görüngünün nedenleri nelerdir ? Güncel çözüm tartışmaları ve çabaları bağlamında konuyu ele aldığımız açık.

Paradoks çözülebilir mi ? Paradoksların akıbeti genellikle belirsizdir. Ancak mezkur paradoksa kesin yanıt verilebilir. Bu paradoks çözülebilir. Hatta durumun bir paradoks olup olmadığı dahi tartışma götürür. İspanya örneği bunun en somut kanıtıdır. Bask sorununu çözen İspanya demokratik toplum ve devlet idealinde hangi aşamaları kat ettiği bilinmektedir.

Demokrasi ve barış kavramı yada ideali zamana ve mekana ve topluma göre şekli ve anlamları değişen kavramlar. Kavramların maddi ve düşünce boyutları bulunmaktadır. Bu noktada durup soralım. Dünyada demokrasi ne aşamada ? Ülkede demokrasi ne aşamada ? Varlıkları bile muamma. Aynı soru ve yanıtların barış kavramı için de geçerli olduğu açık zaten arada önemli bağlar var.

Her iki kavramın da gerilediği hatta can çekiştiği ortada. Bu maddi gerçeklikten probleme bakıldığında ortaya çıkan paradoks önemsiz ve anlamsız hale gelmektedir. Hatta ileri gidip başlığı ” demokrasi problemi ve Kürt paradoksu ” olarak değiştirmek te mümkündür. O halde demokrasi ve barış kavramlarında yaşanan sorunlar üzerinde düşünmek daha önemli.

Kürt problemine güncel çözüm arayışları zaten demokrasi içinde bir çözüm arayışı olarak ortaya çıktı. Demokrasi ve barış erdem yolunda birbirini mütemadiyen besler. İnsan haklarına dayalı hukuk düzeni bu yolun güvenceleridir. Problemin çözümünde atılan ve atılacak adımlar her halükarda illa var denilecekse paradoksun çözümüne katkı sunacaktır. Toplumsal süreçler birbirine vaad süreçleri değil. Her toplumsal sürecin kendine göre nedenleri sujeleri ve sonuçları bulunmaktadır.

Problemin çözümüne dair atılan adımlar her halükarda objektif olarak demokrasinin maddi temellerini güçlendirecektir. İspanya örneğini tekrarlamakla yetinelim. Aksini iddia etmek art niyetli değilse dünyadan problemden demokrasiden barıştan bihaber olmak dolayısıyla düşünceden yoksun olmaktır.

Kürt probleminin çözümünün maddi koşulları belirgindir. Düşünceler de bu maddi gerçekliğe uygun akmaktadır. Kuşkular karşı yada şapşal düşünceler bu objektif gerçekleri değiştirmemektedir. Dsecartesle ile başladık onunla bitirelim.

Düşünmüyorsan yada düşünemiyorsan yoksun.

Yorumlar kapatıldı.