
Amerikan fikri özgürlüklerle birlikte anılageldi. Haklı itirazlara rağmen bu fikrin maddi ve manevi temelleri var. Bu fikrin ortaya çıkmasında – yerliler için kabus olsa da – kıtanın keşfini başlangıç noktası olarak ele alabiliriz. Avrupalı monarşilere karşı verilen bağımsızlık savaşı bu fikri pekiştirdi. Bağımsızlık savaşından sonra ABD kıtayla özdeş hale geldi.
Yerli halkların yaşadıkları felaketler ABD ‘nin kuruluşundan önce başladı. Yerli halkların ABD ‘nin kuruluşundan sonraki yaşadıklarına mim koyup devam edelim. Yazıda özgürlük kavramının iktidarların penceresinden ele alındığını söyelemeye gerek olmasa gerek. Herşeye rağmen Amerikan sistemi ve yaşam biçimi bireysel özgürlükler için epeyce alan açtı.
ABD Bağımsızlık Bildirgesi Fransız Devrim ilkelerinin sistemli hale gelmesinden başkası değildi. Yerli halklardan sonra temel itirazlar ABD ‘nin yüzyıl içindeki politikalarına gelmektedir. Özellikle soğuk savaş yıllarındaki politikalar. Buradan bakınca da her şey siyah beyaz değil.
Politik alanından bakınca yüzyıl içinde klasik sömürgeciliğin sona ermesinde ABD rolü yadsınamaz. Birleşmiş Milletler şartına da yerleşen ” halkların kendi kaderini tayin hakkı ” nın gelişiminde de ABD rolü bulunmaktadır. ABD tarihinden aldığı cüret ve deneyimle SSCB karşısında ”özgür dünya ” mottosunu geliştirmekte ve sistemleştirmekte başarılı oldu.
Dünya bu yılbaşına kaygılı ve mutsuz girdi. Yüzyılın en sönük yılbaşısı olabilir. Yeni yıla girip girmediğimiz belli değilken ABD Venezuella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini sarayından kaçırdı. Trump basına ” Monroe Doktrini ” geliştirdik ” Donroe Doktrini ” olarak güncelledik açıklamasında bulundu.
İstanbul Üniversitesi Ceza Hukuku Profesörü Çetin Özek ders anlatırken öğrencilerden biri ” Hocam ben bu konuda şöyle düşünüyorum. Bu da bir doktrin olamaz mı? ” demesi üzerine hoca ” Evladım ! Biz yaparsak adı doktrin olur siz yaparsanız b*ktrin ” karşılığını veriri.
Donroe hangisine girer ? James Monroe Avrupalı monarşileri kıtadan uzak tutmaya çalışması özgürlükçü olarak görülebilir. Monroe doktrininin kuvveden fiile geçiren Donroe doktrini Amerika’nın çok yönlü krizine tekabül etmektedir.
ABD sistemi ülkeye adım atanları Newyork’ta karşılayan ve dünyayı aydınlatma idealiyle yapılan ” Özgürlük Heykeli” ile simgeleşti. Enis Batur özgürlük arayışıyla ABD ‘ye giden bireylerin ve toplulukların yaşadığı hayal kırıklığını şöyle ifade ediyor.
“Buraya yaşanacak yer diye geliyorlar, oysa burası ölünecek bir şehir. Göçmen başvuru sayısında, bırakalım azalmayı, denetlenmesi güç bir artış söz konusu bugün. Dünyaları hâlâ dar geliyor insanlara. Hâlâ orada, başka bir yaşam seçeneğinin onları genişletebileceği umudunu beslemeyi, büyütmeyi sürdürüyorlar. (1)
Batur bu durumu gülünç buluyor. Aslında Batur’un tasvir ettiği durum bir kırılma anı olabilir. Yüzyıl içinde bireysel yada politik nedenlerle bir çok birey ve topluluk ABD’ ye umutla gitti. Çok seneler geçti belli ki gidenlerin çoğu memnundu yerinden.
Donroe doktrininin ortaya çıkış zemini Batur’un tasvir ettiği ortamda olmalı. ABD dünyanın sorunlarından , canından, mültecilerden bezdiği dünyanın da ABD ‘den bezdiği nokta tam da Trump’ın zuhur ettiği nokta olmalı.
Trump bir şaka değil dünyanın ve ABD’nin geldiği noktada bir hakikat. Trump politikalarını doktrinden ziyade ” Trumpname ” olarak izlemek ve kayda almak daha mantıklı görünüyor. Trump’a övgü düzen onca dünya lideri de şaka yapıyor olamaz.
Amerikan sistemi geçmişe doğru bir retro deneyimi yaşıyor. Bu batı yarımküre dışındaki kıtalardan çekilme manasına gelmektedir. Bu dünya için yeni bir risk ve fırsat demek. Bütün kötülükleri ABD’ye bağlamayı bırakıp bu riskler ve fırsatlar üzerinde kafa yormalı.
Özgürlük heykelinin yerini Elon Musk Starlink alıyor galiba. Rubio’nun dediği gibi başkanın şakası yok.
1- Amerika Büyük Bir Şaka, Sevgili Frank, Ama Ona Ne Kadar Gülebiliriz? Kitabı
