Kadir İnanır’ın Altın Geyiği de var mı acaba ?

Selvi Boylu Al Yazmalım filminden bir kare – Kaynak https://tuerkischefilmtage.de/

Uyar’ın Geyikli Gece ”Şiiri bir tersine göç denemesi. Kentten kaçış denemesi de denilebilir. Kente ısınamamış , kentte barınamamış , ısınamamış ve doymakta zorlanan bireyin sunturlu dünyası. Bu sunturlu dünya Uyar’ın dizelerinde sıklıkla yer alır. Kentten kaçı yolu tıpkı kırdan kente göç gibi asfalttan başkası değil.

Uyar dizelerinde asfalt yolun bitiminde kent sınırları sona erer bambaşka bir yere adım atarız. İster istemez akla kır gelir. Ancak geyikli gecenin başladığı yer kır değildir. Şiir bu noktada ” büyülü gerçeklik ” akımının tipik örneği haline gelir. Gece bu noktada galiba gürültüden kaçış metaforu olarak yerini almış. Kentten kaçtığımızda yolumuzun kırdan geçeceği muhakkak. Ancak bu nerede beleş oraya yerleşme çabası değil .

İnsanın var oluş tarihine bir yolculuk. Geyikli gecenin büyüsünden fark etmek güç olsa da mekan kır zemini üzerinde sanatla yeniden yaratılmış bir yerdir.Uyar için kent kötülüğün mütemadiyen ürediği insanın güvende olmadığı bir yerdir. Geyikli gece de pek tekin bir yer değil. Ancak yapaylıktan, gürültüden uzak olmak özgürce düşünmek bireyi zorlukları umursamaz gelecek için umutlu hale getirebilir.

İnsan gibi mekanlar da iyiliği ve kötülüğü aynı anda bünyesinde barındırır. Oktay Akbal ‘ın ” Suçumuz İnsan Olmak ” romanı ile yolculuğa devam edelim. Akbal kötülüğün insan düşüncesinin, hayallerinin , düşlerinin sonucu ortaya çıktığını belirtir. İnsan düşüncesi kuvveden fiile geçtiğinde kötülük ortaya çıkabilir. Akbal romanın sonunda insanın düşüncenin kötülük ürettiğini fark ettiğinde bundan sakınabileceğini , kaçınabileceğine dikkat çeker.

Kitabı tamamen okumadığımızdan Akbal burayı nasıl ele aldı ve çözümledi bilinmez burada karşı karşıya kalınan durum var oluşsal paradoksun tekrarı. Bu paradoks iradeyle çözülebilir. iyilik te kötülükte potansiyel olarak insanın içinde. İnsan iradesini kullanarak kötülükten sakınabilir.

Feqiye Teyran’ın sizeleri tam da bu paradoksun ifadesi. Tu hem derdi hem dermani. Sen hem dertsin hem de dermansın. İnsan düşüncesi hem kötülüğün kaynağı hem de iyiliğim . İnsan iradesini kullanarak kötülükten sakınabilir. Bu başlı başına bir iyilik olarak ta değerlendirilebilir.

Her insan zengin olmak ister. Kentler ayartıcı olabilir. Ama insan imkan var diye fon vurgununa dahil olmak zorunda değil. İradesini kullanarak bunu önleyebilir ya da düşünce ve eylemini daha ulvi bir amaca sevk edebilir. Bu noktada kötülükten sakınmak iyilik yolunda insanın gücüne güç katabilir.

Eskiler kötülüğü suya anlat aksın gitsin derdi iyiliği ise paylaş çoğalsın. Bu denge iyilik aleyhine bozuldu. İnsan iyilikten bahsetmeye ürker hale geldi. Yada nasılsa yok olacak bahse değmez noktasına geldi. Günümüzde insanların hali ortada. Kentlerden kaçan kaçana. Avrupa kentleri adeta yıkılıyor. Sanat ve edebiyat komada. Manşetlerde sürekli tekerrür eden yalanlar.

Neyseki futbol kendini daha hızlı yenileyebiliyor. Maradona gitti Messi geldi. Messi sahalardan uzaklaşır ulaşmaz Niko Paz sahalara döndü. Amedspor futbola yeni bir ruh ve dinamizm kattı. Levent İnanır sanat altın bileziktir sözünü yanlış anlamış galiba. Kadir İnanır’ın mirası sanatıydı. Kural de bir sanatçı. Levent İnanır da bir sanatçı.

Sanatın can çekiştiği zaman ve mekanda sanata dair bir tek icraatı olmadan dayısının bir kaç altın biblo veya saatinin peşine düşmek bu uğurda sanatçı bir kadını rencide etmek pek akıl karı görünmüyor. Dayısının mirasına nazaran oldukça kaba saba sakil bir durum. Kadir İnanır’ın altın mirası sanatıydı. Bu mirasın peşine düşmek hepimiz gibi yeğeni kötülükten alıkoyabilir iyiliğe güzelliğe katkı sunabilir.

Yorumlar kapatıldı.