Bahçeli bu ”zalım” dünyada nereye varmak istemektedir ?

Devlet Bahçeli Portresi – Kaynak MHP Web Sitesi

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin başlattığı sürece en uygun tanım normalleşme sürecinden başkası değil. Sosyal olay ve olgularda görecelilik ilkesi yadsınamazsa da bu değişmez yasaların işlemediği anlamına gelmez. Hele hele mevzu politikaysa durum ne kadar karmaşık olursa olsun müzmin yasaların işlediği mutlaka fark edilir.

Focault okul fabrika ve hastanelerinin cezaevlerine benzemesini tesadüf olarak değerlendirmez. Mezkur alanlar farklı olsa da bütün alanlarda iktidarın ereği ” disiplin , gözetleme ve denetleme ” dir der. Bu mefhumlar yada amaçlar iktidarın tunç yasalarıdır mekan değişebilir, yasaların şekli mekana göre değişebilir ancak özü değişmez.

İktidarın normali bu mefhumlardır. İktidar; bu arzu yada kabiliyetlerinde zaafiyet ortaya çıktığında anormalleşir. İktidar anormalleştiğinde işlerin nerelere varacağını kestirmek güç hale gelir. Neler olabilir ? Eskiyi yeniden tesis etmeye çalışabilir., yeni denetim araçlarına yönelebilir yada çıldırıp dünyaları başa yıkabilir.

Bahçeli’nin başlattığı süreç aslında bu bağlamda hem iktidar hem uyruklar hem de izleyiciler bakımından derslerle dolu bir süreç. Bahçeli’nin siyasi mirası olarak değerlendirmek abartı olmayabilir. Bunun için bu sürece nasıl gelindiği hususları üzerinde biraz düşünmek yeterli olsa gerek.

Türkiye Kürtlerin Irak’ta statü kazanmasına itiraz ettiyse de anormal tepkiler vermedi. Gelişmelerin Nato müttefikleri himayesinde olması Türkiye’nin dolaylı denetimine olanak sağlıyordu. IKBY ‘ye hakim olan Barzani Hanedanlığı ile olan yakın ilişkiler yerelden de denetime olanak sağlıyordu.

Suriye ‘de işler değişti. Mevzu Suriye olmadığından ayrıntıya girilmeyecektir. Ancak Suriye’nin Türkiye için başlı başına alerjik vaka olduğu belirtilmeli. Soğuk savaş yıllarından kaynaklı Kürt sorununu da aşan bugünlerde Gazeteci Nevşin Mengü ‘de viral hale gelen alerjiden bahsediyoruz.

Kürtlerin Suriye’de statüye doğru gitmesi bu durumun Türkiye içine yansımaları işlerin kontrolden çıkmasına neden oldu. Kürtler Suriye’de önemli bir güce erişirken Türkiye içinde de Halkların Demokratik Partisi HDP ile iktidarı zorlamaya ve rahatsız etmeye başladı.

Bütün bu süreçlerin sonucu olarak iktidar artık Kürtleri denetleyemez hale geldi. Buna verilen tepkilerin ne olduğu ve sonuçları bilinmektedir. Çöktürme planından bahsediyoruz. İktidar bu kere salt denetimi değil çöktürme hedefini önüne koymuştu. Dünyalar dar edilecek taş üzerinde taş omuz üzerinde baş bırakılmayacaktı.

1990 lı yıllardan sonra ikinci Olağanüstü Hal Rejimine bu ahvalde gelindi. Ancak tarihin ne insafı var ne molası. Ukrayna savaşıyla ortaya çıkan küresel gelişmeler bunların izdüşümü olarak bölgede meydana gelen baş döndürücü gelişmeler yeni durum değerlendirmesini kaçınılmaz kıldı.

İçte de özellikle ekonomi artık dayanılmaz noktaya gelmiş dolayısıyla iktidar sürdürülebilir olmaktan çıkmıştı. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgur da artık tehlikedeydi. Bu iç koşullar nedeniyle mi normalleşme arayışı başladı etkili olmakla birlikte en azından belirli bir süre için bu soruya verilecek yanıt hayır.

İktidar bahsi geçen bütün koşulları birlikte değerlendirerek yeni konjoktüre uygun vasıtalarla Kürtler üzerinde tekrar ”denetim, gözetleme ve dsisiplin ” kurabileceğine kani oldu. İktidarı buna ikna eden temel siyasal gelişme hiç kuşku yok ki Esad’ın düşmesi . Esad’ın düşmesi iktidarın denetim imkanlarını Irak’ta olduğu gibi çeşitlendirmiş oldu.

İktidar salt bu fırsatları görmüş olamaz. Ortaya çıkan riskleri de gördü ki fırsatlar da riskler de objektif olarak orta yerde durmakta. İktidar mevcut anormalliği sürdürmenin mezkur kabiliyetlerinin tamamını kaybetme riski doğurduğunu da görmemiş olamaz. Üstelik hem içte hem de dışta.

Bahçeli; fonda Ferdi Tayfur müziğiyle Kürtlerle normalleşmek istemektedir. Bugün için bunun anlamı aynı zamanda dünya ile normalleşmek manasına geldiği açık. Kendimiz dışındaki dünyayla normalleşmek aynı zamanda kendimizi bulmak kendimizle normalleşmek değilmidir ?

Selvi yine yattara. Bu süreç Türk işi değil. Fon itibariyle Arabesk kaçınılmaz. Bu henüz somut bir çözüm ve barış anlamına gelmese de bu hedeflere ulaşmak için önemli bir zemin sunuyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir