Kürt sorunu ”cihanşümul” düşünülmek zorunda

Dem Parti Heyeti TBMM Başkanı Numan Kurtuluş ile görüşüyor- Kaynak Dem Parti

Kürt sorunu tarihsel olarak küresel bir sorun olarak tezahür etti. Bunun en önemli nedeni hiç kuşku yok ki coğrafya. Kürtlerin yaşadıkları coğrafya uygarlığın ve iktidar sahiplerinin geçiş dolayısıyla çatışma alanları. Bahsi geçen bütün güçlerin aynı zamanda birer ”cihan mefkuresi ” bulunmaktaydı.

Günümüze kadar bu cihan mefkureleri Moğollar istisna genellikle dini ağırlıklıydı. Günümüz için cihan mefkuresi demokrasi ve insan haklarına dayalı hukuk düzenidir. Dini etnik sair mefkureler bu mefkure içinde örtük olarak yaşaması bu gerçeği değiştirmemektedir.

Kürtler mezkur nedenlerle neredeyse bütün küresel güçlerle tanıştı. Persler, Asurlular, Romalılar, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Moğollar, Osmanlı ve bunların ardılları. Toz gitti kaya kaldı. Bütün güçler geldi geçti Kürtler diğer halklarla birlikte kaldı. Büyük ustanın ” Ne İskender takmışım ne şah göçüp gitmişler gölgesiz ” (1) dizeleri bu durumun en çarpıcı ifadesi.

Bu geçiş durumu büyük yıkımların yanı sıra derslerle , deneyimlerle dolu geçti. Kürtlerin Safevi -Osmanlı dilemmasındaki tutum ve tercihleri bu deneyimler bakımından bir hayli ilginç ayrıntıları akla getiriyor. Bunun günümüz için de hayati anlam ve önemi var.

Kuşkusuz Safevi, Osmanlı, Kürtler triosunda yaşanan sorunlar ve sonuç olarak yapılan tercihlerin karmaşık nedenleri var. Bu yazının konusu bu nedenleri tartışmak değil. Bu trioda dikkat çeken husus Kürtlerin Osmanlı’nın bir cihan devletine dönüştüğünü fark etmiş olması.

Kürtlerin Osmanlı’dan yana tercihte bulunmasının öncülüğü İdris-i Bitlisi ‘ye ait. Bitlisi’nin hayat serüveni ve düşünceleri bütün deneyimleri içerdiği görülmektedir. Bu farkındalığı dar anlamamak lazım. Denilebilir ki İstanbul’un fethi zaten Osmanlı’nın gücünü ortaya koyduğundan her şey apaçık ortadaydı.

Burada kastedilen husus dar pragmatik tercihler değil. Bugün de aynı hatalar yapılmaktadır. Osmanlı’nın İstanbulu’un fethiyle gücünü ispatladığı açık. Önemli olan bu gücün siyasal, dini, sosyal hayata dolayısıyla Osmanlı Kürt ilişkilerine nasıl yansıyacağı. Daha açık ifadeyle Osmanlı’nın cihan mefkuresi ne olacaktı ve bu ilişkilere nasıl yansıyacaktı?

Bu sorunun yanıtı için Pers Roma sistemlerine ve güç mücadelesine uzanmak lazım. Osmanlı İmparatorluğu yükseldiğinde Pers mirası Roma’ya akmış Safevi için harabe kalmışken Roma İstanbulu’un fethine rağmen halen diri görünmekteydi.

Roma imparatorluk olarak gerilerken günümüzde dahi aşılamamış siyasi sosyal dini örgütlenme bırakacaktı. Osmanlı bu bağlamda ortada bir ada olarak Kürtlerin Roma mirasına da uzanmasına elverişli bir zemin sunmaktaydı.

Bunun sosyal hayat ve idari özerklik bakımından hayati sonuçları olacağı açıktı. Uzun süre kaos içinde kalan Kürtler yükselen güç olan Osmanlı ile bulacakları çözümün ”cihanşümul ” bir çözüm olacağını görmüş , sezinlemiş ve buna kani olmuşlardı.

Zaman onları haklı çıkardı. Kürtler Osmanlı idaresinde üç yüz yıla yakın özerkliklerini koruyarak yaşadılar. Zaman zaman yaşanan ki çoğunluğu mezhebi veya genel ekonomik olan sorunlar bu gerçeği değiştirmemektedir. Osmanlı imparatorluğu siyasi ve idari olarak Persler’den ziyade Roma sistemine yakın olduğu sezgisi reel hayatta da doğrulanmış oldu.

Bugün için de durum farklı değil. Kür sorunu aynı şekilde cihanşümul ele alınmak ve çözümü de böyle olmak zorunda. Cihanşümul olmayan çabaların başarı şansı cılızdır. Belirli bir mezhebe, konjoktürel iktidar hesaplarına dayalı hatta bir veya birkaç otoriteyle sınırlı çözüm çabalarının başarı şansı bulunmamaktadır.

Kürt sorunu ancak küresel güç ilişkileri ve küresel sistemle entegre şekilde çözülebilir. Bu bağlamda Türkiye’nin pozisyonu Osmanlı ile benzerdir. Kuşkusuz Türkiye bir cihan gücü değil ama entegre ve güçlü bir ülkedir. Çözümü hem olumlu hem de olumsuz manada etkileyebilecek kapasitededir.

Türkiye siyasal sistem ve sosyolojik olarak batılıdır. Kürt sorunun çözümü Türkiye nin cihan mefkurelerine de tartışmasız katkıları olacaktır. Çağımızın ortak cihan mefkuresi demokrasi ve insan haklarına dayalı hukuk düzenidir. Sorunun çözümü bu mefkureyi daha somut ve kalıcı hale getirecektir.

  1. Ahmed Arif Önal Anadolu Şiiri

Yorumlar kapatıldı.